Bağımlılık ve Madde Bağımlılığı Nedir?
Çoğu zaman iradesizlik veya kişilik zayıflığı olarak görülen bağımlılık, tatlı bağımlılığı, kişiye bağımlılıktan vs den daha çok madde kullanımına dair kullanılmaktadır. Bağımlılık kısaca, kişinin zarar görmesine rağmen belli davranışları yapmaktan kendini alıkoyamama durumudur. Madde bağımlılığı ise somatik(bedensel), psikolojik ve ruhsal olarak kişiye zarar vermesine ve bırakmak istemesine rağmen madde alımının önüne geçememe durumudur. Alım aksadığında kişi mutsuz, agresif, keyifsiz ve/veya huzursuzluk vs hisseder. Tanımlamanın süreç içinde daha netleşmesi ve sürece daha farklı tıp disiplinlerinin dahil olması bağımlı insanların küçümsenmesi ve dışlanmasından, kronik bir hastalık yaklaşımına doğru evrilmesini sağlamıştır.
Nedenleri ve Risk Grupları Nelerdir?
Bağımlı insanların spekturumuna bakıldığında hemen hemen herkesin bağımlı olma riskinin olduğu gözlenmektedir. Bunun nedeni kişiyi bu sürecin içine sokan durumların çok fazla çeşitlilik göstermesidir. Kişinin psikolojik ve bedensel sorunlarıyla başa çıkamaması, aile içi davranış-iletişim bozuklukları, boşanma ve kayıplar, yaşanılan çevre ve arkadaş ilişkileri, ailede madde kullanım öyküsü olması, maddenin yaptığı etkiye ihtiyaç hissedilmesi, daha farklı birşeyleri deneme dürtüsü vs madde bağımlı giden süreçte başlatıcı faktörlerin bir kısmını oluşturur. Yine cinsel performansı artırmak, mistik arayışlar için de başlangıçta masum gibi görünen takviyelerin kullanımı hızlıca bağımlılığa dönüşebilmektedir.
Peki sadece problemler mi insanları bu yola iter, yoksa bazı kişilikler buna
eğilimli midir?
Burada bağımlılık eğilimini, kişilik yapısı olarak değerlendirmekten ziyade mizaç olarak değerlendirmek gerekir. 9 Tip Mizaç Modeli’ne göre bazı mizaç tipleri yeni bir şeyleri denemeye daha eğilimli olurken, bazı mizaç tipleri ise daha fazla risk alabilirler. Bu bireylerin yeni şeyleri deneyimleme eğilimi, yaş, cinsiyet ve çevresel faktörler gözünün önünde bulundurarak daha sağlıklı yerlere kanalize edilebilinirse daha baştan maddeye karşı merak ve ilgi çok daha minimal düzeye düşecektir. Eğer bağımlı ise de bedensel ve psikolojik mizacına yönelik bir yaklaşım yapılması kişinin bağımlılık sürecinde daha erken ve daha kalıcı fayda görmesini sağlayacaktır.
Zaten bireyin mizaç yapısı hangi maddeye ilgi duyduğunu ve kullanım sıklığını da etkilemektedir. Daha çok uyarıcı madde mi, yoksa sakinleştirici madde kullanımı mı var ya da alkol bağımlılığında hangi alkol tipinin çok fazla tüketildiği yine mizaç yapısı ile ilgilidir. Bu yanlışlıkla bağımlılığın genetik faktörü olarak algılanmaktadır ve soyda herhangi bir bağımlılık var mı diye sorgulanmaktadır. Oysa mizaç yapısı soyda böyle bir öykü olmasa bile belli maddeleri denemek için eğilim oluşturabilmektedir.
Bağımlılığın Tedavisi Mümkün Müdür?
Epilepsi, astım, diyabet gibi kronik bir çok hastalığa olumsuz yaklaşarak, bunun tam bir tedavisinin olmadığını, aralık verilse de ömür boyu sürdüğünü söylemek hatalı bir yaklaşımdır. Tüm kronik hastalıklar gibi bağımlılıkla rahatlıkla kalıcı olarak tedavi edilebilecek bir durumdur. Burada bağımlılığı sadece epinefrin, dopamin, adrenalin vs gibi biyolojik değişikler üzerinden bedensel bir duruma indirgeyip, bunu sadece ilaç ile tedavi etmeye çalışmak çoğunlukla başarısız ya da geçici bir durum oluşturmaktadır. Oysa somatik(bedensel) bağımlılığın yanında kişiyi bu noktaya getiren psikolojik – çevresel faktörlerin de karmaşık örüntüsünü çözümleyecek bir terapi gerekmektedir.
O zaman bağımlının bedensel ve psikolojik tedavisine talip olduğumuz yapının ne olduğunu iyi bilmemiz gerekir. Bu da bireyin psikolojik ve bedensel mizaç yapısının analizi ile gerçekleşir. Bu yapıldığı taktirde iki farklı mizaç tipinin alkol ya da kokain vs bağımlılığının tedavi sürecinde ciddi fark oluşturmaktadır. Bireyin yapısına yönelik uygulanan ve takip edilen bir tedavi kişiyi hem bedenen hem psikolojik hem de sosyal anlamda iyilik haline ulaştıracaktır. Yine kişiye özel verilecek perhiz listesi onun dürtülerini daha
rahat kontrol edebilmesini sağlayacaktır.
Yapılacak tedaviler şu başlıklar halinde toplanabilir.
•Mizaca yönelik psikoterapi
• Beslenme desteği
• Maddeyi kullanmadığı dönemlerde oluşan bedensel etkileri kontrol edilebilir seviye çekmek için akupunktur
• Ozon terapi,
• Biorezonans(frekans terapisi)
• Nöralterapi
• İlaç ve suplament (kimyasal olmayan doğal takviyeler) desteği
uygulanmasını kapsamalıdır. Multidisiplinler olarak yaklaşılması gereken bu tedaviler bağımlı kişinin hem sağaltımını ve hem de bunun sürekliliğini sağlayacaktır.

